Connect with us

Türkiye Gündemi

SANAL HAYATLARIN SOMUT GERÇEKLERİ…

Sanal bir şekilde misafir ediyorduk birbirimizi artık! Aynı anda birçok yakınımızı, tanıdığımızı tanışacağımızı o minicik odalarda sanal konuk olarak ağırlamak hiç de zor değildi! Canım ne olacak deyip geçiyorduk! Aldandığımızı hiç düşünemeden! Hatta bir tıkla bir buket gül, çok kırmızı yanından minik tatlı bir buse, bazen de doğum günü pastaları gönderiyorduk birbirimize internetten. Ama renksiz, ama kokusuz, ama tatsız… Giderek beş duyu organımızdan en çok gözümüzü çalıştırırken derimiz sadece tuşlarla birlikte klavyeye elbise görevi görüyordu adeta! Sözün özü sanal olmuştu işte hayat! Bize son kertede kalan sırt ağrıları, mutsuzluk, aldığımız kilolar, herkesin birbirini didik didik ettiği sanal odalar. Ve bize kalan yine bir de sigara içiyorsanız üstüne safran sarısı odalar!

 

Hayatımız sanal oldu. Önce internet girdi hayatımıza! Onca heyecan, onca bilgi birikimi, hepimiz işlerin kolaylaşacağına inancımız tam neşe içinde geçmiştik bilgisayarlarımızın başına! Sadece ondan gelecek iyiliği bekleyip, bunu çoğaltarak mutluluğumuzu paylaştık birbirimizle! Sanki uzunca süre beklenmiş ve önü sonu bir piyango hepimize birden çıkıvermişti. Ya da uzunca zaman beklenilmiş bir sevdiğimizin dönüşünde yaşadığımız heyecana da benzetebilirdik bunu! İnternet! Beklenen gelişme! Hoş gelmişti tüm dünyaya! Tabi ki, yurdumuzun her yanına yaygınlaştırılmak üzere bizlere de!

KAMERALARDAN İDARE EDİLEN AKRABALIK İLİŞKİLERİ…
Sonra çok zaman değil çok kısa bir zaman sonra giderek evlere, ofislere kapatır olduk kendimizi internet sayesinde! Öte yandan ne güzeldi onca telefon faturasından kurtuluyorduk; uzaklarda bile olsak görüyorduk birbirimizi bir taraftan yazışırken! Kameralardan idare eder olmuştuk akrabalık ilişkilerimizi, flörtlerimiz yine kameradan! Parmaklar durmamacasına tıkır tıkır yazıyordu. Yazıyor, yazıyor, yazıyorduk! Yazıp üretmekten çok; buradaki yazmak, birbirimize yazılmakla alakalı daha çok! Hiç bu kadar kağıdı kalemi almış yazmış mıydık daha önce topumuz! Ayarlamak, is bağlamak, ince ayar yapmak üzerine kurulu yasamlar bir bir çoğalıyordu işte!

RENKSİZ, KOKUSUZ VE TATSIZ GÜL, BUSE VE PASTALAR…
Sanal bir şekilde misafir ediyorduk birbirimizi artık! Aynı anda birçok yakınımızı, tanıdığımızı tanışacağımızı o minicik odalarda sanal konuk olarak ağırlamak hiç de zor değildi! Canım ne olacak deyip geçiyorduk! Aldandığımızı hiç düşünemeden! Hatta bir tıkla bir buket gül, çok kırmızı yanından minik tatlı bir buse, bazen de doğum günü pastaları gönderiyorduk birbirimize internetten. Ama renksiz, ama kokusuz, ama tatsız… Giderek beş duyu organımızdan en çok gözümüzü çalıştırırken derimiz sadece tuşlarla birlikte klavyeye elbise görevi görüyordu adeta!

SOMUT OLANIN YOKLUĞUNA DOĞRU BİR GİDİŞ…
Somut olanın yokluğuna doğru bir gidişti bu! Anlayamadık çoğumuz! Anlamak istemedik belki de! Kendimizle yüzleşmek her daim zordur! “Hep kolayı tercih ederek bir yaşam inşa etmenin olanaksızlığını kavrayamadık mı yoksa işimize mi gelmedi?” bilinmez; ama hal bu gidiş gidiş değil deyip zaman kavramının önemini iyi bilenler aldı yürüdü gitti; geride kalanlar “sen sağ ben selamet misali” yavaş yavaş kafalarını duvarlara vurmaya başladı bile!

SANAL OLMUŞTU HAYAT!
Sözün özü sanal olmuştu işte hayat! Bize son kertede kalan sırt ağrıları, mutsuzluk, aldığımız kilolar, herkesin birbirini didik didik ettiği sanal odalar. Ve bize kalan yine bir de sigara içiyorsanız üstüne safran sarısı odalar!

NEREDE YANLIŞ YAPILIYORDU?
Herkesin birbirini didiklediği sanal odalar. Genel özele karışmış, her şey vıcık vıcık olmuştu!. Uzmanlar haykırarak internet bağımlığının kumar bağımlılığına eşdeğer olduğunu söylüyordu. Nerede yanlış yapılıyordu?

Giderek yetişen çocuklarımız, gençlerimiz internette bildikleri oyunlar, bloglar kullandıkları birçok şeyle caka satar olmuşlardı bizlere! Bizlerse veya çoğumuz şimdiden demode olmuştuk onların gözünde!

HOŞ GELDİNİZ KAYBEDENLER KULÜBÜNE!
İnternet dünyasını ve kapsam alanını değerlendirmek gerçekten çok zor! Her gün yeni gelişmelerle bu dünya esir ediyor insani kendisine! Elde kalan çoğu zaman koskoca bir sıfır! Örneğin basın toplantıları son zamanlarda sanal ortamda gerçekleşmeye başladı. Bunun gibi veya birçok gelişme gibi insanin işine yarayacak olumlu şeylerden de ziyadesiyle söz etmek mümkün! Veya internet kütüphaneleri kuruldu. O kadar çok şey yazılabilir söylenebilir ki! Burada en önemli şey galiba kullanıcı bireyler veya toplumlar kendilerine özgü tavırları, bakış açılarını iyi etüt ederek bir şeyin başına geçmeden önce bunun onları nasıl şekillendireceğini bastan görebilmeliler! Herkes şak diye kullanıcı, programcı vs. olursa; olacağı işte zaman kaybı, bağımlılıklar, üretememe kabızlığıdır! Yani tek kelimeyle kaybetmek! “Hoş geldiniz kaybedenler kulübüne!” diye bir sesin sizi çağırması içten bile değildir sizi…

HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRDIĞINA İNANDIĞIMIZ ŞEYLERİN SONUÇLARI…
Birbirimize geç kalmadan harekete geçme vakti değil mi? Tüm satırlarda yazılanlardan internete karşı olduğumuz gibi bir düşünce çıkartılmamalı! Tıpkı cep telefonlarının, kredi kartlarının bu denli yoğunlukla hayatımıza girmesi ve bazı sonuçları da peşi sıra getirmesi gibi bir şey işte! Hayatimizi kolaylaştırdığına baştan inandığımız şeylerin bazı sonuçlarına baktığımızda görüntüler bir felaket maalesef! Tüm bu nesneleri hayatlarına doğru indirgeyenler zaten yine başarılı olarak önlerde adlarını başarı hanelerine yazdırmaktalar!

KUMBARALARDA BİRİKTİRDİĞİMİZ PARALAR…
Kumbaralarda biriktirdiğimiz bozuk paralarımız sanki bir dönem çocuklarının neredeyse hepsinin güvencesiydi. Bankaların o gün verdiği dergiler çocukluk hatıralarımızın en değerli şeyleriydi! Bu dergiler çoğunlukla o günkü biz çocuklar için hazine değerinde bilgileri barındırırken kültürel hizmet vermeyi de ön planda tutarlardı. Yeniliğe açık olmak, modern dünyayı takip edip ıskalamamak bunlar son derece önemli şeyler. Ama yan etkileri de her zaman hesaplayabilme yetisine de sahipsek elbette!

Somut olanın yokluğuna doğru bir gidişti bu! Anlayamadık çoğumuz! Anlamak istemedik belki de! Kendimizle yüzleşmek her daim zordur! “Hep kolayı tercih ederek bir yaşam inşa etmenin olanaksızlığını kavrayamadık mı yoksa işimize mi gelmedi?” bilinmez; ama hal bu gidiş gidiş değil deyip zaman kavramının önemini iyi bilenler aldı yürüdü gitti; geride kalanlar “sen sağ ben selamet misali” yavaş yavaş kafalarını duvarlara vurmaya başladı bile!

SORUN ÇÖZME BECERİMİZİ ARTIRARAK…
Bunun için birikimlerimizi doğru oluşturmak gerekmekte. Yine her birimizin kendisini kontrol ederek ve duygularını tanıyarak hareket etmesi çok önemli. Kendini ifade edebilmenin en kreatif ve en doğru yollarını bulan kimseleri hepimiz takdir etmez miyiz? “Sorun çözme becerimizi arttırarak” zamanın değerinin bilincinde olmak ve aşırılık boyutunda kendimizi fark etmek bize ve çevremize yapacağımız en büyük iyilik olacaktır, unutmayalım!

Değişkenleri tanımlayarak araştırmamız gerekmekte sürekli. Yine gerek bireyler için gerekse toplum için ekonomik faktörler, kültürel özellikler, tüm psikolojik ve sosyolojik özellikler doğru tanımlanırken; her biri üzerinde ağırlıklı araştırma yapmak gerektiği gibi kendimize ve çevremize ait tüm değişkenleri fark edip özümseyerek sonrasında tavır geliştirmeliyiz!

Sanal dünya her şey bomboş deyip geçenlere söylenecek hiçbir şey yok o da ayrı bir konu!

 

Bizi Paylaşın
Continue Reading
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir