Yapay zeka etkisi kredi piyasalarına mı sıçrıyor? UBS’den çarpıcı analiz
UBS’den dikkat çeken analiz: Kredi piyasalarında kırılma riski
UBS Kredi Stratejisi Başkanı Matthew Mish, yapay zeka kaynaklı dönüşümün beklenenden hızlı gerçekleşmesi halinde kredi piyasalarında ciddi bozulmalar yaşanabileceği uyarısında bulundu. Analizde, özellikle yüksek borçluluk oranına sahip şirketlerin temerrüt riskinin artabileceği vurgulandı.
Küresel piyasalarda son dönemde yapay zeka temalı fiyatlamalar hız kazanırken, UBS’den kredi piyasalarına yönelik dikkat çekici bir değerlendirme geldi. UBS Kredi Stratejisi Başkanı Matthew Mish, yayımladığı araştırma notunda, yapay zekanın şirket bilançoları üzerindeki potansiyel etkilerine işaret etti.
Mish’e göre, hisse senedi piyasalarında başlayan yapay zeka odaklı dalgalanmaların bir sonraki adresi kredi piyasaları olabilir. Analizde, özellikle özel sermaye fonlarına ait yazılım ve veri hizmetleri şirketlerinin baskı altında kalabileceği ifade edildi.
Temerrüt beklentilerine vurgu
UBS’nin değerlendirmesinde, kaldıraçlı kredi ve özel kredi piyasalarına ilişkin temerrüt projeksiyonlarına yer verildi. Buna göre, temel senaryoda yıl sonuna kadar 75 milyar ila 120 milyar dolar arasında yeni temerrüt oluşabileceği öngörüldü.
Söz konusu tahminlerin, kaldıraçlı kredilerde temerrüt oranının yaklaşık yüzde 2,5, özel kredi tarafında ise yüzde 4 seviyelerine yükselebileceği beklentisine dayandığı belirtildi. Mish, piyasalardaki mevcut fiyatlamaların bu riskleri tam olarak yansıtmadığı görüşünü dile getirdi.
Yapay zeka dönüşümü ve kredi riski
Matthew Mish, yapay zeka modellerindeki hızlı gelişimin piyasa dinamiklerini değiştirdiğini ifade etti. Özellikle yeni nesil büyük dil modellerinin şirketlerin iş yapış biçimleri üzerinde daha erken etkiler yaratabileceği değerlendirildi.
Mish, piyasanın yapay zeka kaynaklı bozulma riskini başlangıçta sınırlı fiyatladığını, ancak beklentilerin hızla yeniden şekillendiğini belirtti. Analizde, bu dönüşümün artık orta vadeli değil, daha yakın dönemli bir risk unsuru olarak ele alındığına dikkat çekildi.
“Kredi sıkışması” senaryosu
UBS’nin çalışmasında, olası olumsuz senaryolara da yer verildi. Yapay zeka geçişinin daha sert ve ani yaşanması durumunda, temerrütlerin temel senaryonun üzerine çıkabileceği ifade edildi.
Bu durumda kredi piyasalarında geniş çaplı yeniden fiyatlama ve finansman koşullarında sıkılaşma yaşanabileceği kaydedildi. Mish, böyle bir tablonun Wall Street terminolojisinde “kredi sıkışması” olarak adlandırıldığını vurguladı.
En riskli segmentler öne çıkıyor
Analizde, kaldıraçlı kredi ve özel kredi piyasalarının yapısı gereği daha kırılgan olduğu değerlendirildi. Bu segmentlerde genellikle yatırım yapılabilir seviyenin altındaki, borçluluk oranı yüksek şirketlerin finansman sağladığı hatırlatıldı.
UBS’ye göre yapay zeka dönüşümünden en fazla etkilenebilecek grup, özel sermaye fonlarına ait ve yüksek borç taşıyan yazılım ile veri hizmetleri şirketleri olabilir. Güçlü bilançoya sahip büyük şirketlerin ise bu süreci daha kontrollü yönetebileceği ifade edildi.
Piyasalarda yapay zeka temalı fiyatlamalar sürerken, UBS’nin değerlendirmesi kredi piyasalarındaki risk algısının önümüzdeki dönemde daha yakından izleneceğine işaret ediyor.