Connect with us

Kültür - Sanat

İNCE DUYGU VE GERİLİMLERLE ÖRÜLMÜŞ BİR ROMAN: GABEL…

Alışılmışın dışında çoklu roman kişileriyle ilgiyi çekiyor Gabel. Zamanın içinde rahatça ve okuru sıkmadan dolaşıyor yazar Mustafa Altunay. Edebiyatımızda yeni bir yaratım, tür diyebileceğim Gabel, hiç de bir ilk roman gibi durmuyor. Kalemi ustalık bilincinde Mustafa’nın. İlk defa böyle ince duygularla ve gerilimlerle örülmüş bir kitap okudum. Kozmolojik gelişme ve görüşün gerçeği belirleyen bir etken oluşu da biçim üzerinde etkili. Mitolojik anlatım, felsefe, teoloji ve bilimin verileriyle biçimleniyor Gabel.

 

ŞÜKRAN KOZALI – Yazar  / Kitap eleştirisi

 

Öncelikle bu yıl (2023) okuduğum en ilginç roman Gabel oldu diyebilirim. Kurgu/yapı/biçim olarak sarsıcı, deneysel bir metin. Değişik bir gerçeklikten yola çıkmış ve o gerçekliğe uyan bir kurgu yaratmış yazar.

Romanın odağında Gabel’in görüntüsü ve yarattığı his zamanla oynayarak okuru büyülü bir gerçeklik alanına çekiyor. Belirsizliklerle ince bir çizgide gidip-dönen zaman, bu romanının başkahramanı. Alışılmışın dışında çoklu roman kişileriyle ilgiyi çekiyor Gabel.

İbrahim, Gabel, zaman, Hazreti Muhammed’in gözyaşının bulunduğu Kur’an’ı arama yolculukları üzerine kurulan tampon gerçeklikle yabancılaşma düzlemine çekilerek gizemli yollara uzanıyor metin.

İçerik, hayallerle, korku ve düşünce sistemiyle, Gabel’in ruhuyla, iç dünyanın bilincinin, bilinçaltının kaosunda, zenginliğinde kuruluyor.
Zamanın içinde rahatça ve okuru sıkmadan dolaşıyor yazar Mustafa Altunay.

ACABA GÖZYAŞI GERÇEKTEN VAR MI?
Kimi yerde, “Oku oku… Yak onu…” sesiyle bölümler arasında katalizör gibi görünen ve romanın bitiminde ne olduğunu, onca gerilimden sonra akıbeti belirsiz kalan Kur’an okuruna, “Acaba gözyaşı gerçekten var mı?” sorusunu da sorduruyor.

Bölümler yer ve zaman olarak birbiriyle bağlantılı olmasa da, yazar başarılı anlatımıyla bu engeli rahatça aşmış.

Gabel, çok yönlü optik yapısıyla (Mehrfache Optik) tekniğiyle bir olayı, düşünceyi, olguyu farklı kişiler aracılığıyla onların bakış açısıyla, algılarıyla gerçeğin katı yapısını parçalamış; ondan (Gabel’den) yeni bir doku yaratmış yazar.

EDEBİYATIMIZDA YENİ BİR YARATIM…
Yer yer anlamın fantastik öğelerle beslenmesi, akıcılığı sürdürüp gitmiş. Edebiyatımızda yeni bir yaratım, tür diyebileceğim Gabel, hiç de bir ilk roman gibi durmuyor. Kalemi ustalık bilincinde Mustafa’nın.

Katıksız yaratıcılık hâkim bence metin boyunca. Anlamın, konunun ardından koşarken zamanın büyülü örtüsü çekiveriyor bazen okurun dünyasına. Tarih, estetik yapı, aile yaşamı, entrikalar, cinayetlerin fışkırdığı metin çok çok devingen. Toprağını sevmiş bir ağaç gibi.

167 yıllık Kuzey Şirketi kardeşler arasında büyük bir güvensizlikle yönetilir. Ahmet, Gabel’i ilk hisseden, romandaki akıcılığı sağlayan önemli bir karakter. Ahmet Kuzey ve rakip şirket olan Bozkır, iki kuruluş; aralarında amansız bir çatışma var. Eee, bu da Gabel’in içine yakışmış doğrusu.

Alışılmışın dışında çoklu roman kişileriyle ilgiyi çekiyor Gabel. Zamanın içinde rahatça ve okuru sıkmadan dolaşıyor yazar Mustafa Altunay.

ORTADAN KAYBOLAN KUTSAL KİTAP NEREDEDİR?
Yıl 1823; Mimar Selim, Medine’de yeni bir hükümet binasının yapılımı için çağırılır. Misafir edildiği evde dostu Süleyman ona önemli bir yakınmada bulunur. “Osmanlı’nın Hilafet’in kendisine geçmesinden bu yana Müslüman kardeşlerine, ‘kafirlere’ gösterdiği hassasiyet ve ilgiyi göstermediğini” söyler. Ardından da ses tonuna hafif bir öfke yükleyerek, “Peygamber’imizin gözyaşını taşıyan o kutsal Kuran’ı geri istiyoruz.” der. Esas öfke budur. Şaşırır ve o kitabı arama fikri bu kez onda da gelişir. Ortadan kaybolan bu kutsal kitap nerededir? Mimar Selim, İstanbul’a döndüğünde o Kur’an’ı bulup görmeyi ister.

İNCE DUYGULARLA VE GERİLİMLERLE ÖRÜLMÜŞ BİR KİTAP
Bölümlerin başında Kur’an’dan ve İncil’den ayetlerle zaman içinde insanlar üzerindeki etkileri verilir. Akıcı bir dil okuru sünger gibi çeker. İlk defa böyle ince duygularla ve gerilimlerle örülmüş bir kitap okudum desem!

İbrahim’in kölelik hayatı ve kutsal kitaba ironik bağlılığı, “Oku, oku… Yak onu, yak onu…” sesleriyle kölelikten özgürlüğe kavuşma hayalleriyle çalıp çarparken, ülkesine, yeni hayatına gitme serüveni bence romanının en çarpıcı bölümlerinden.

Çöl hayatıyla özdeşleşen köleliğin anlatımı etkileyici.
Kozmolojik gelişme ve görüşün gerçeği belirleyen bir etken oluşu da biçim üzerinde etkili. Mitolojik anlatım, felsefe, teoloji ve bilimin verileriyle biçimleniyor Gabel. Kutsal kitapların doğması ile de metin harmanlanması çok başarılı.

GABEL’DEKİ BİLİMSEL FORMÜL…
Gabel romanından bilimsel bir formül oluşturmak içten bile değildi.
Formül: Gabel= Roman Kişileri x Zamanın Hızının²
E=mc² (Einstein’ın İzafiyet Teorisi) Öyle değil mi?
Roman kişilerini sayıyorum, daha doğrusu bölümleri: 66
Kur’an’daki 6666 ayet sayısının yarısı olası da önemli bir rastlantı. Gabel’in şifresi bu iki rakamda gizli bence. Hadi bakalım, var olan düşünce yapınıza göre çözüm bu gizemin büyülü gerçekliğini. Cortazar’ın, “Ben enerjiyim.” diyen öykü kahramanını bu noktada hatırlatırım.

Kuşaklar arası çatışmada gerilimin dozu yüksekten giderken, Kuzey Şirketi’nin sekreteri Pelin ile Serhat’ın aniden alevlenen aşkı romanın romantik esintisi. Roman kişilerinin oldukça çok olması karmaşık yapı içinde yerlerine oturuyor. Gabel’in ilk sayfasında okurun işini kolaylaştırmak için ailenin soy ağacı verilmiş bu yüzden.

GABEL’İN DÜŞÜNCE SİSTEMİNDEKİ GELİŞİM
Gabel’in kaybolmayan ruh enerjisi, düşüncenin kozmolojik gelişmeyle geçirdiği evrimi imliyor. Fantastik kurgunun en çarpı yerleri Gabel’le güçleniyor. Elektronik ortamda gölge ve metalik ses olarak okurla tanışan Gabel’in düşünce sistemindeki gelişimin romanın sonuna doğru anlatılması çok hoş doğrusu.

Zaman, Gabel, İbrahim ve Hazreti Muhammed’in gözyaşının bulunduğu Kur’an’ı arayanların yaşadığı yolculuklar ve olaylar; iki inanç arasında geçen, İstanbul’un içinde dönen kaygılar, savaş olasılıkları; Mimar Selim’in Medine yolculuğu…

Misafir kaldığı dostu Süleyman’ın yakınmaları; Hilafet’in Osmanlı’ya geçtiğinden bu yana Müslüman kardeşlerine ‘kafirlere’ gösterdikleri hassasiyeti ve ilgiyi göstermediklerini söylemesi. Derken 1453’e atlıyor zaman. Papaz Herodotos Hristiyan bilincini temsil eder. Eğer bu şehir Türklerin eline geçerse yerlerinden ve inançlarından bir şey kaybetmemeleri için değerli taşlar ve eski bir kitabın bulunduğu bir sandık hediye etmeyi düşünür. Acaba bu kitap aranan kutsal kitap mıdır?

Medineli Süleyman, “Peygamber’imizin gözyaşını içinde saklayan O Kur’an’ı Kerim’i geri istiyoruz.” der ısrarla. Esas öfke budur. Mimar Selim şaşırır ve İstanbul’a döndüğünde ortadan kaybolan kutsal kitabı aramaya başlar. Ama nasıl?

GABEL SONA DOĞRU “YAK ONU, YAK ONU…” DİYE BAĞIRIRKEN…
Kur’an’dan ve İncil’den alıntılarla insanların doğmalardan aldıkları etkiler olumsuzluklar yanında akıcı bir dille verilir. Köle İbrahim’in aranılan kayıp kitabın kendinde olduğunu sanması ona özgürlük yolunu açacaktır belki. Roman kişilerinin hepsi kutsal kitabın peşindedir ve bu polisiye bir tatla verilirken cinayetler işlenir. Heyecanın yarattığı adrenalin anlatımla öyle özdeşleşir ki, bir film izler gibi canlanır tipler. Aklın simgesi haline gelen Gabel sona doğru, “Yak onu, yak onu…” diye bağırırken, Ahmet Kuzey ve mimar arkadaşı İhsan, Mimar Selim’in gittiği yoldan iz sürerek Kuran’ı ararlarken, bu uğurda ölen Kerim’in tüneli kokutan cesediyle karşılaşırlar ve kutsal kitap oradadır.

Yağmur, Gabel’in çığlıkları arasında Ahmet’in korkusu ve heyecanı, Hazreti Muhammed’in gözyaşının bulunduğu Kuran’a ulaşmalarını engellemez. Ancak tıpkı dede Mimar Selim’in yıllar önce iz sürdüğü yoldaki şiddetli yağmur, şimşek, kaza yapmalarına neden olur. Sonuçta ne Gabel ne de diğerleri Kur’an’a ulaşamazlar. Yolları ölümle kesişir.
Gabel’in oynadığı rol aklın yolu, tüm çırpınışlarına rağmen kutsallığın bilinmezliğin ihtimalleri arasında zamanın ensesinde gizemi ve toplumu etkilemesiyle hala dipdiri durmaktadır.
Heyhat!

Gabel mi yoksa 66 bölümden oluşan elinizdeki bu metin mi dünyayı bir nebze olsun akılla buluşturacak? Ben kararımı verdim: Mustafa Altunay’ın ikinci romanını yazmasını beklemek.

Not: Gabel kitapçılarda tükendiğinden, siparişler aşağıdaki numaradan verilebilir. 0531 661 88 93

Bizi Paylaşın
Continue Reading
Yorum yapmak için tıklayın

0 Comments

  1. Mustafa Altunay

    16 Ocak 2024 at 13:12

    Şükran Kozalı’ya Romanım Gabel’e yazdığı eleştiri için sonsuz teşekkürler. Onun gibi Türk edebiyatına birbirinden değerli, önemli eserler kazandıran güçlü bir kalem tarafından örgüye mazhar olmak beni gururlandırdı. Ayrıca bu eleştiriyi yayınlamasından dolayı Kobi Yaşam’a da teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir